14 Ağustos 2013 Çarşamba

''Mırıldandığım şeylersin''

Vallahi şu 'aşk' dediklerinden.

Karasal memleketim günden güne büyüyen bir kalabalığa açıyor midesini.Doymuyoruz.Doymadıkça çoğalıyor sesler,artık sokaklarda bas bas bağırabiliyoruz.Memleketimi kıskanıyorum,ben kıskandıkça çoğalıyor aşıkları.Hikayeler bir yerde kesişiyor işte ben orada,defolup gitmek istiyorum porsuğun öz suyuna.

-Bu şehrin bekleyeni olmak.

Yıllardır sonbaharı,giden dostlarımı,sevdiğimi,bir yerlerden gitmiş olup buraya dönecek olanları hunharca bekliyorum.O kitapçı hiç bozmadı kendini aferin ona.Arada kıytırık kitap satıyor ama kitabın kıytırığı olur mu tartışılır.Hem ben hala tek başıma çayımı içip Adalara modalara karşı içlenebiliyorsam,bir şeyler aynı kalmış demektir.Sandalyeler çoğalıyor,tek oturanlar çoğalıyor.Bu durumda ben yalnızlığımdan biraz hafiflemiş oluyorum.Başkaları da yalnız ise öyle saygı duyuyorum ki oturuşlarına.Cigarası telleniyor,oh diyorum,etrafı süzüyor bir oh daha...

-Bu kalabalıkta kendime bir yer buluyorum işte.-bütün mesele bu

Sonra aşk ile uçup gitti kalabalık.Kimseyi görmedim.Ne yolun yarısından fazlasını kaplamış sandalye-masalar umrumdaydı ne gürültü...Popomuza bir yer bulduk (yanyana).Önemli olan buydu,popolarımız yanyana çay içebilmiştik.Ne benim yalnızlığım kalabalıkta dertlenecek bir şey aradı ne kalabalık beni yalnız bildi.Kalabalıktan birileriydik,mutluyduk,aşıktık.Kalabalığın canı cehenneme!

-En sevdiğimi düş bahçesinde bıraktım.

Bu karasal memleketin adı önemsiz sokaklarının birinin yarısında,arkamdan bakarken o,yürüdüm.Onu arka sokakların birinde bırakıp ( hep orada kalacağını umarak) kalabalığa karşı tek başıma oturduğum bir sandalye bulmak için.Bir daha arkama bakmadım.Baksaydım yalnız sandalyelerde çay içmek çok zor olacaktı.Kısacası yine yeniden ''popoyu bekleme moduna aldım''.

Bu kez ne son baharı,ne gideni ne de bir yerden gelecek olanı beklemek...Bu kez sadece hayatı beklemek...Başlamak için can atan bir hayatı...