31 Ekim 2012 Çarşamba

1.zihniyet : Ayakkabı üzerine terlik giyme zihniyeti
2.zihniyet : Sigarayı kolonya ile söndürme zihniyeti
(devam edecek)
Zaman düşer ellerimden yere...

Bizler,cinselliğin dillere sakız olduğu bir furyayız,zaar.Sadece dilimizde ve açabildiğimiz kadar göğüs dekoltesinde saklı tüm yosmalığımız.İçki  masalarının kokusundan iğrenecek kadar masum,o masalarda gerdan kıracak kadar yolcuyuz belki de.Nereye böyle?
Haklıydı koca adam.Birinin gözlerine bakmadan oynamak,zor olmalıydı.Eller güzeldi.
Şimdilerde saçlarımız omuz hizasında açık,gözlerimizde sürmeler,tırnaklarımızda rengarenk ojeler,bekliyoruz.Hala annelerimiz hayallerindeki helal süt emmiş kara yağız delikanlıları.
Bu çılgın cesaret vermeler de cabası.
Ne kokular gelip geçiyor sokaklarımızdan,biz sokaklardan,kaldırımlar ayaklarımızdan,fotoğraf kareleri egolarımızdan.Sımsıkı tutunuyoruz kadınlığımıza;henüz kadınlığı tatmadan,çocukluktan kalma bir ergen havasında.Doğrudur,penislerine karakter yüklediğimiz erkeklerimizi,bizim olmaları için,hatta bize hükmetmeleri için bekliyoruz.Gelip yıkmalılar duvarları ve sahip olmalılar benliğimize.Ancak böylesiyle anne,kadın,sevgili olabiliriz.
Ellerimiz.Kimimizin ince uzun,kimimizin süt beyazı elleri…Her biri bir erkeğin biçimsiz vücudunda anlamlanmayı bir borç biliyor kendine.Kalem tutan ellerimiz,güzel çiçekler kokuyor belki bu yüzden.
Sonrası iki çift göze büyükce bir burun yerleştirilmiş,yanaklarından kıllar çıkmış onlara,sırf çirkin olduklarından bağlanmak.Çirkin olduklarından sevmek onları.
Çiçek kokan elleri,biraz büyük,biraz da kaslı eller arasında kaybetmek…
Çünkü bizler yani kadınlığı içinde bir hazine gibi taşıyan,gönüllerinin bekaretini sadece kıllı bir varlık ile yitirecek henüz taze süt dolmamış göğüsler;çirkin duvarların ardında soyulmayı hep isteriz.
                                                                     Sorarlar adama;
                                                                  NEREYE GİDİYORUZ?