22 Temmuz 2012 ( içimden 2009 yazmak gelirdi oysa ve 'T'yi küçük yazmak)
İstifa mektubu yazacak gibi ağır adımlarla yaklaştım masaya.Salonun girişinde büyükçe üstü boş bir masa.Başına oturdum (eğer beni bir kamera çekiyorsa sağ profilden rahat alır-öyle ki solumdaki kitaplar hoş duruyor.)Beyaz kağıt kahve tonlarındaki masada hoş durdu doğrusu.Sol elimin dört parmağı kağıdı tutuyor,sağ elimde karakteristik tutuşumla,kalem.Öyle ciddiyetle sağa sola büküyorum ki başımı...Derken,saate takıldı gözüm.Neredeyse akşam olacak;halbuki daha ikindi vakti olmamış.Umutsuzluklar ile hayaller arasına sıkışmış bir kaç cümle.
Bir şeyi unutmak için onca neden varken;sevmemek için.Gelmeyeceğinden emin olacak kadar.Sonra...Sonrası hiç.
Düzgün cümle kurunca şair olunmuyor.
Şair kanı ağır yüktür(dedi bir gün bir sarışın)
Boğazında ceviz büyüklüğünde bir acı;
Sert.Tatsız.Yeşil.
Durdum.Düşünürken duran insanlar gibi-susan,hareketsiz.Hava çok sıcaktı,bak bu konuda hem fikiriz.Yıllar önce bugün; nerede olduğumu,ne yaptığımı hatırlamıyordum.Hoş bir şeyi hatırlamamak beni mutlu etti.(yazıp silmek diyelim)
Her ne ise sadede gelelim:
Yıllardır şarkılarda aynı duyguları hissetmekten,sözlerini ezbere bilip notalarıyla sallanmaktan,insanlara anlatmaktan,sevmekten-sevilmekten,bugün;Ezgi'nin Günlüğünden,''Göğe bakalım'' diyen şiirden,sıcaktan,konuşan ağızlardan,yüreğime yüklenmişlerden,aklıma giren Rika'dan-aslında Rika'nın beynindekinden,gidişlerden-dönüşlerden,şehirlerden,trenlerden,yağmurlardan,yağmur gibi yaşlardan,büyük adamlardan,küçük akıllardan,bugünki uyanıştan,yarınki gelecekten,masaya -sıcaktan- yapışan kolumun bana itaatinden,ortak karar alınan yemek seçimlerinden,kurulan devrik cümlelerden,bana düşen-düş'ünce gücünde gücüme giden yerlerden,açlığa tahammülün sınırından;her hakkımı alacak gurursuzluk ve vaziyetimle istifa ediyorum.
Gereğini arz ederim.
(bir istifa mektubu ancak böyle olabilirdi - tarafımdan)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder