Şimdi tam da buradayım.Solumda kalabalık,sağım soğuk duvar.-Çay alır mısınız?
-Evet,tabi.
Edebiyat insana çay içirirmiş,gerçekten.Bir de fiş verdiler elime,inanmazsınız parasız oturdum ahşap bir banka üstelik altımıza da minder koyulmuş-bu devirde kuru taşa parayla oturduğumuz zamanlar oldu doğrusu- Hani annesinden ayırırsınız da bir çocuğu,bolca insan arasına koyarsınız,tek başına; ''aval aval'' bakmak denir bizde ona,hah işte!Tam da öyle bakıyorum insanlara,şaşkın,meraklı,ürkek.
Hoşuma gidiyor bu ürkeklik,onlar da bende anlam arar gibi bakıyorlar,mutlu oluyorum.Haydi bakalım,yanıma güzelce iki abla oturdu ki bozuldu yalnızlığım.Abla diyorum çünkü on yaş vardır aramızda,hem de kulağım kabarıyor sözlerine utanmadan,isteyerek;bundan bozuldu yalnızlığım kesin.
Elimde boş çay bardağı,sol tarafta birini arar gibi göz gezdirmek adet oldu;o atkılı çocuk çalışıyor galiba burada-ablaların sözleri bölüyor beni- üstad geldi.
-Çok pardon,bunu oraya koyabilir misiniz? (çok pardon da neyse!)
Boş bardaktan kurtulduğuma göre,kısacık vakti ömür gibi yaşama başlasın bakalım !
''Buna akademik gecikme diyorlar,güzelim.Bu türkişi gecikme...'' dedi.İçimden bir şeylere dualar mırıldanıyor,istek mi denir?Lütfen hoca,tam 45 dakika konuş,gitmeden alayım imzanı,lütfen.Şiir kitabını karıştırıyorum arada,ne kalabalık oldu diye düşünüyorum.
Dışarıdan eylem sesleri geliyor.
Bir şeyi bir şeye bağırıyorlar.
Seçemiyorum harfleri;diğerleri gibi
Belki ondandır bu bağırmalar.
Bir yandan saate uzattım elimi,sağolsun ne de güzel konuşuyor.
-Rakı yok mu burada?
Gülüştük tabi,gülüşme işini karşılıklı yaptık hem de.
Kimse duymuyor mu bu adamları ya da ne söylüyorlar da böylesine güçlü sesleri?
Haklısını haksızını bilmem,ama bağırıyorlar işte.
Bağırıyorlar mı,bağırıyorlar.
Sesler sustu,ben içten içe sitem edince zaar.Üstad döktürüyor,ben düşünüyorum,yanımdaki abla müthiş merakla ne yazdığıma bakıyor çaktırmadan.Üstad döktürüyor,ben düşünüyorum,arka tarafta birileri çay dağıtıyor.Üstad döktürüyor,ben düşünüyorum,düşünüyorum,ben de sözün bittiği noktaya geliyorum.
Bundan gayrısı ancak ağıt olur.
Ezgi'nin Günlüğü nasıl da buram buram koktu kulaklarıma,içeride bir yerlerde aşk pişiriyorlar.Şiirler okundu birinci ağızdan,yazanı okuyunca başka oluyor.Fıkralar anlatıldı,elimdeki kitap gülümseyerek düştü çantama.
Eyvah! Saat kaç olmuş,üstad bana alınma,dışarıdakiler sustu da sen öyle narin bağırıyorsun ki burada,gitmeye utanıyor insan.Tüm gitme eylemleri o anda toprak altına gömüyor kafalarını.
İçine bağıran adam.
-Pardon,pardon,çok pardon.( çok pardon da neyse! )
Borcum ne kadar acaba?Yalnız fişimi bulamıyorum,hay allah kitabın da arasına koymuştum ama...
Güzel yüzlü garson kız güldü yüzüme,söyledim ki :bir çay.Topu topu bir çay.Edebiyat çay içiriyor insana,gerçekten.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder