22 Aralık 2012 Cumartesi
"Sana; nasıl bulsam, nasıl bilsem, nasıl etsem, nasıl yapsam da meydanlar da bağırsam, sokak başlarında sazımı çalsam, anlatsam; şu kiraz mevsiminin para kazanmak mevsimi değil, sevişme vakti olduğunu..."Sait Faik Abasıyanık (öykü ve roman yazarı, şair.)
Hep böyle şeyler düşünerek biyolojik enerjimi boşa harcadığımın gayet farkındayım.Oturduğum yerde,hiç sağlıklı değil.
Ama bilim kültür savaşları olsa iyi olmaz mıydı?
Sanatçılar ölümsüz olmalıydı,melek gibi yaratılmalılardı da ya da salıverecektiniz onları memleketin boş sokaklarına.Açlıkla,sarhoşlukla imtihan etmeyecektiniz onları.Onlara sevişmek hak sayılacaktı mesela,seve seve vereceklerdi bizlere kini bile.Ne de olsa aşk nefretin yandaşı.
Evet evet.Bilim kültür müsabakaları düzenlenerek,savaş olmalı.Sıcak değil,soğuk değil.Samimi olmalı savaş dediğin.
Ah doğru diyorsunuz,soruları çalardık kimimiz.Kimimiz de yine kıskanır başarılı olanı,vururduk.
Bizim işimizin sonu:
Biz vururduk,vurulurduk.Üstelik şiirlerle,şarkılarla bu kez.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Belki de öyle daha kötü olurdu göz önünde olurdu her şey güzel ne varsa onları da kötü yapardık.Sanırım en güzeli yine böyle ah bir de bir şey sorcam aşk gerçekten nefretin yandaşımıdır ?
YanıtlaSilElbette öyledir.Nefret iğreti bir aşkın arda kalanıdır belki de...
YanıtlaSilAşk, beyaz bir ipliği dolaya dolaya devasa bir seviş-yumağı haline getirmekse eğer nefret de o yumağın üzerini siyah bir iple kaplayıp o yumaktan daha büyük bir kinyumağı elde etmek olsa gerek...
YanıtlaSil